KADRO

Yaşadığım çağ Türkiye'sinde amacından saptırılmış spor denilen yozluğu Gol Kralı romanımda anlattım.
-Aziz Nesin-

Caner ÖZDURAK

SARI

Çocukluk ve ilk gençlik yıllarının geçtiği Kırklareli gibi küçük bir şehirde, derdini anlatmak için kalem ve kağıtla dost olur. Bu iki dostuyla kimi zaman yazı yazan, kimi zaman resim çizen Caner, yazı ve resim arasında tercih yapamayınca çareyi çizgi roman çizmekte bulur.

Dokuzuncu sanat olarak nitelendirilen çizgi roman sanatı için “Resim ve yazının kesiştiği en üst nokta” tanımını yapan Caner’in, 15 yıldır çizmeye devam ettiği Dehliz adlı çizgi roman fanzini bu kalemlerin aşırı çalışmalarının bir ürünü. 2010 yılında Amerikan Futbolu İllüstratorü adlı köşesinde NFL ve TAFL’deki gelişmeleri kendine özgü çizgileriyle yorumlayan Caner, 1998 yılından itibaren Dehliz, Saklı Kent, Karakalem (Heavy Metal illüstrasyonları), Pentagram adlı fanzinleri çıkardı. 10 Cent Tales, Klan gibi fanzin çizgi romanlarında da konuk çizer olarak yer alan Caner, profesyonel olarak da Galatasaray Resmi Dergisi, Gelin Dergisi, Davetsiz Misafir, Patatez, Gargi, Gölge e-dergi, Hayatım Futbol e-dergi, Hardal ve Futbol Extra gibi dergilerde çizimleriyle yer aldı ve almaya devam ediyor. Bütün bu çizim geçmişiyle çok uyumlu bir şekilde Caner, sırasıyla 2002 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi, 2007 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi – İktisat ve 2010 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi – Uluslararası Finans bölümlerinden mezun olmakla birlikte Yeditepe Üniversitesi Finansal İktisat bölümünde doktora eğitimene devam etmektedir. :)


Gökhan HEPŞEN

Littbarski

1981 yılında İstanbul/Kadıköy’de doğdum ve olaylar gelişmeye başladı. 7 yıllık eğitim hayatıma okul nedeniyle 13 yıl boyunca ara vermek durumunda kaldım. 2000 yılında cd satarak başladığım kariyerim, dünya’nın en büyük şirketlerinden birinde devam etmekteyken çocukluğumdan beri hayalini kurduğum seyahat tutkusu adına buna bir son verdim.

Üniversite okumaya çalıştıysamda olmadı ama bundan dolayı bir kere bile pişman olmadım, sen de kafan basmadı ben diyim beni pek sarmadı. Ama 2006 yılından beri amatör olarak uluslararası ilişkiler yaşıyorum, para biriktiriyorum, orası güzel burası kötü demeden her yere gidiyorum, çok hata yapıyorum, daha çok hata yapıyorum, başımı sürekli belaya sokuyorum ama çok eğleniyorum. Couchsurfing, Workaway, HelpX ne bulsam peşinden gidiyorum. Fazla param yok o yüzden lüks bir hayattan oldukça uzakta yaşıyorum ve genellikle yalnız seyahat ediyorum. Eyfel kulesinin önünde fotoğraf çektirmekten çok hemen altında dans eden çocukların nasıl o kadar yetenekli olabildiklerini merak ediyorum.

Issız bir adaya düşsem yanıma alacağım 3 şey tüm bu seyahat tutkusunu başlatan; Huckleberry Finn, Tom Sawyer ve Joe Harper olacaktır.

Ne kadar daha seyahat ederim bilmiyorum ama kendi masalıma anlatılan yolları adımlıyorum. O yüzden hiç olmadığım kadar heyecanlı, mutlu ve umutluyum. :)



İsmail Cem EMLEK

Cem Baba

Fenerbahçe ile Şeref Stadı'nın çamurlu ortamında oynanan maçta Beşiktaş 2 farklı skorla önde gitmektedir. Maçın ortasında Beşiktaş atakları art arda devam ederken orta sahada Fenerbahçe kaptanının yanına gelen Hakkı Yeten şöyle der:

"Arkadaşlarına söyle biraz maça asılsınlar bu maçın zevki böyle çıkmaz."









Dilek AŞAN

Köşesiz Yazılar

19 Şubat (bir ay ile 1903’ü kaçırmış ;)) doğumlu, dogma büyüme beşiktaşlı olan, işi gereği sürekli seyahat eden fakat seyahatleri sırasında maçları kaçırmayan, kimi zaman takımına kızan, küsen, çoğu zaman da sonuna kadar destek olan bir taraftardır. Liseden sevdiği ve sürekli maç kritikleri yaptığı bir arkadaşının teklifi ile Saha Çizgisi’ne dahil olmuştur. Öyle ofsayt bilmeyen kızlardan değildir amma ligin her maçını da deliler gibi izlemez.. E malum başka işleri var ;)

Çocukluğu kolay geçmemiştir, daha küçükken koyu beşiktaşlı olan babası, anadolu yakasında oturan bu kızımızı, Avrupa Yakası’nda Beşiktaş Kulübünün yaz kampına göndermek yerine, kendisi nasıl koyu bir beşiktaşlıysa en az onun kadar koyu Fenerbahçe taraftarı abisini dinleyip Fenerbahçe Spor kulübü yaz kampına göndermiştir. Tabii küçük kızımızın başına geleceklerden haberi yoktur. Metin Aşık dönemi yaz kampında, görevli olan Filiz Hoca, tüm takımların kardeş olduğunu, herkesin birbirini sevmesi gerektiğini söyleyip Galatasaraylı kimsenin olup olmadığını sorar. Galatasaray Su Sporları kulubü o zaman (bilmiyorum belki de halen ordadır) Fenerbahçe Spor Kulübünün tam yanında olduğundan, haliyle hiçbir aile, galatasaraylıu çocuğunu yaz kampı için Fenerbahçe kulübüne göndermemiştir. Daha sonra Filiz Hoca devam eder: “Peki Beşiktaşlı var mıdır aramızda?” İşte o küçük kız orada hayatının hatasını yapar ve parmak kaldırır. O günden itibaren Filiz hoca küçük kızı her sabah Fenerbahçe Parkı’nda yapılacak yürüyüşlerde Fenerbahçe Marşı’nı söylemek üzere seçer.. Küçük kız koşarak babasına durumu anlatır, babası da söylemek istemiyorsa kimsenin ona zorla mars söylettiremeyeceğini belirtir ama kampta durumlar farklıdır. Küçük kız da kaçış yolunu sabah servisten iner inmez kamp yerine 1 saat dışarda turlayıp park gezisi bittikten sonra kampa gelmekte bulur. Bu sefer de geç geliyor diye babasına şikayet edilir. Ha bu arada bir de sarı lacivert formamsı kamp kıyafetlerini giymemekte de diretiyordur.. Velhasıl, kızının bu durumdan ne kadar muzdarip olduğunu gören babası sonunda dayanamaz kızını kamptan alır..

Ama bu hikaye burda bitmez.. Küçük kızın bu sefer Galatasarayla imtihanı başlar… Senesini söylemeyeyim de kızımız 10 yaşında..(siz yaşını çıkartırsınız şimdi ) Beşiktaş şampiyon olacak.. Ama Galatasaray ile puanlar aynı.. Son hafta.. Beşiktaş Gençlerbirliği’ni 3-1 yeniyor, e gol averajı da var.. Şampiyon olduk sayılır.. Aynı Fenerbahçeliler gibi giyinmiş hazır bekliyorum babamı tur için  Bir de ne olsun.. Ankaragücü 8-0 yenilmez mi Galatasaray’a.. En son “Baba hani şampiyonduk ya..!” dediğimi hatırlıyorum.. Ağlamaktan sabah yüzümün gözümün şiştiğini bir de..

Küçük kızımızın imtihanları saymakla bitmiyor.. Üniversite yılları… Beşiktaş yine şampiyon oldu kesin bu sefer puan farkı çok :) .. Kızımızın vizeleri var, Almanca’dan nefret ediyor ama hazırlığı geçemezse bir sene daha okumak zorunda.. böyle zor koşullar altında, babası ile haberleşiyor ve son maç bitiminde kulüp binası önünde buluşmaya karar veriyorlar, sabaha kadar kutlamalar olacak. Ama babası diyor ki, vapurla gel ve beşiktaş’a gelene kadar da atkı/ forma vs takma.. İçi içine sığmayan kızımız biniyor motora.. Daha motlrda millet bağırış çağırış.. Fakat babası rengini belli etme dedi ya.. susuyor.. Ama üstü siyah pantolon – beyaz t-shirt, “Beşiktaş!” diye bağırıyor ya, neyse.. Motordan iner inmez artık dayanamayan kızımız hemen atkısını şapkasını takıyor.. Derken Trabzonlu olduğunu şivesinden anladığı bir taraftan boynundaki atkıyı yakalayıp kızın atkısnı tutup neredeyse nefes aldırmamacasına sıkmasın mı!

Casper’a dönen kızın imdadına Çarşı yetişiyor, 10 -15 kişi Trabzonlu taraftarın üzerine kapanıyorlar, açıldıklarında Tranzonspor sever ortadan kaybolmuş! :)

Veeeee sonra Bursaspor maceraları.. Bu sefer iş hayatında kızımız, Yalova – Yenikapı feribotunda… Bursasporlu taraftarlar da İnönü’ye maça gelmekte.. Bu sefer kendinden emin kızımız, arabasındaki Beşiktaşlı bilumum eşyaları seyahati öncesinde kaldırmış.. Fakaaat telefonun sesini kısmamış ki melodisi Beşiktaş Marşı!!! Telefonunun çalması ve çantasında telefonunu bulması (ki bayanları bilirsiniz çantadan telefon bulmak halide toplu iğne aramak ile eşdeğer :) arasında geçen süre zarfında Bursasporlu Vatandaşlar yavaş tavaş etrafını sarıp Beşiktaşı için ileri geri methiyeler düzmeye çooooktan başlamışlar bile.. Yanındaki yabancı direktörü “Bu adamlar neden bize bakıyor?” diye sorunca da “telefonumun sesini kısmamışım ona kızdırlar” diyip “ya sabır” lar ile yolculuğunu bitiren kızımız, Bursaspor’dan da nasibini alır..

Şu 3 günlük hayatında böyle badireler atlatan kızımızı bakalım 1. Ligin diğer takımlarıyla neler bekliyor olacak.. Ömrü yeterse her hafta Beşiktaş Maçlarının kritiklerini sizlerle paylaşıyor olacak..



Selim MURAT

Hayata Dair Futbol

Torba Suat’ın mahalle çocuklarına öğretmeye çalıştığı meselenin peşinden giden biri :
“Hayat Fena Halde Futbola Benzer..”