Hakem

Tamam, kabul, hepimiz görüp idrak edebiliyoruz.. Ülkedeki hakem performansı özellikle bu yıl dip seviyeyi gördü. Ki bu dip seviye de halen yükselişe geçiş için bir sebep olabilmiş değil.. Akıl tutulmalarına yol açan kararlar, kurtuluşu oyunun özüne aykırı olduğu gün gibi belli olan video destekli karar mekanizmalarında arayan çığırtkanlar, her daim mağdur olmayı insanların gözü önüne sermek konusunda mahir yönetici söylemleri yine ve geçmişteki olduğu gibi futbolun (oyunun) seyre değer tarafını ve asıl odaklanılması gereken sorunları halının altına itmiş durumda.. Hangi sorunları mı?

Son dönemlerin tek beklenen maçı Başakşehir – Fenerbahçe “finalindeki” kör dövüşü futbol tarzını misal.. Kaliteli futbol yerine faul ve kart sayısında kırılan rekor ile kayıtlardaki yer alabilen bu maçtan futbol seviyesi kıyası çıkaran kaç akl-ı selim insan var acaba etrafımızda? Transfer ve kadro mühendisliği dalında başarısızlık şampiyonu Galatasaray’ın sağ – sol bek veya stoper mevki başta olmak üzere anlamsız hareketlerini sorgulayan? O da yok galiba.. Belki gerekli cevap, son maçta yenilen golde yeni stoperin pozisyonda nerede durduğudur.. Bitti mi? Daha değil.. Ülke futbol direktörlüğü gölgesinde yürütülen ucube plansızlık, “gurbetçi” oyuncu destekli taşıma değirmen model gidişat asıl sorgulanması gereken değil sanki? Ve tabi ki türlü türlü ucube uygulamalarla boş tribünlere oynanan maçlar.. Tüm bunlar bir iceberg in suyun altında kalan büyük kısmı gibi..

Benzer soruları ve verilemeyen cevapları arttırmak mümkün… Ancak, bir ileri iki geri formunda ilerleyemeyen futbolun bu halini salt hakem performansı ile açıklamaya çalışmak samimiyetsizlikten başka nedir? Teşhisi yanlış koyanın tedavi safhasına geçme ihtimali yok denecek kadar az.. Mahir yöneticilerimizin günü kurtaracak – populist – ve ülke gidişatına son derece uygun kavgadan beslenme ortamına çanak tutması kolaycılıktan başka birşey değil.. Yalnız şu unutulmasın ki oynan bu ucuz ayak oyunlarını halen gören insanlar yok değil!


Selim MURAT